Call us now:
Vasiyetnamenin Tenfizi ve Yargıtay Kararları
I. Vasiyetnamenin Tenfizi Nedir?
Ölüm, kişinin hukuki kişiliğinin sona ermesi anlamına gelmektedir. Kişi ölmeden önce malvarlığının tamamının üzerinde veya bir kısmı üzerinde tasarrufta bulunabilir. Bu sebeple miras bırakan (muris) malvarlığının kimlere, nasıl ve hangi şartlara intikal edeceğini vasiyetname ile düzenleyebilir. Vasiyetname, miras bırakanın tek taraflı irade beyanı ile düzenleyen, şahsa sıkı sıkıya bağlı bir işlemdir. Murisin ölümünden önce herhangi bir şekilde hüküm doğurmaz; yalnızca ölümle birlikte hüküm ve sonuçlarını doğurur. Vasiyetname kanunda öngörülen şekillerde (resmi vasiyetname, el yazılı vasiyetname, sözlü vasiyetname) yapılabilir.
Vasiyetin tenfizi, murisin vasiyetname ile belirttiği tasarrufların hayata geçirilmesi sürecidir. Türk Medeni Kanunu’nda m.550 ve devamında vasiyetin tenfizi hükümleri düzenlenmiştir. Bu düzenleme, murisin ölüme bağlı tasarruflarının yerine getirilmesini güvence altına alma amacını taşır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nda belirtildiği üzere vasiyetnamenin tenfizi davası bir ayni hakkın tesisi için değil, vasiyetnamenin kesinleşmiş olduğunun tespiti içindir. Başka bir değişle vasiyetnamenin tenfizi davası, vasiyetnamenin açılması ve itiraza uğramadığı veyahut yapılan itirazların sonuçsuz kaldığını gösteren bir tespittir.
II. Vasiyetnamenin Açılması ve Okunması
Murisin iradesinin hayata geçirilmesinde ilk aşama vasiyetnamenin Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından açılmasıdır. Murisin ölümünden sonra ele geçen vasiyetname hemen Sulh Hukuk Hakimine teslim edilir. Teslim edilen vasiyetname, teslim tarihinden itibaren 1 ay içinde açılarak hakim tarafından ilgililere okunur. Buradaki ilgililer ifadesi sadece yasal mirasçıları değil, vasiyetname ile hak sahibi kılınan tüm kişileri kapsar.
Vasiyetnamenin açılması işlemi kamu düzenine ilişkin olduğundan, mirasçılar veya diğer ilgililerin talebi aranmadan mahkeme tarafından re’sen yapılır. Bunun temel nedeni, murisin iradesinin gizli kalmaması ve hukuken bağlayıcı hale gelmesinin sağlanmasıdır. Vasiyetin açılmasıyla birlikte murisin tasarrufları hukuken geçerlilik kazanır ancak bu tasarrufların fiilen yerine getirilmesi için vasiyetin tenfizi sürecinin tamamlanması gerekir.
III. Vasiyetnamenin Tenfiz Süreci
Vasiyetin tenfizi davasında ilk olarak dava konusu vasiyetnamenin açılıp açılmadığına bakılır. Vasiyetname açılmadıysa davanın reddedilmesi gerekmektedir. Vasiyetnamenin açılmasına dair kararın ne zaman kesinleştiğine ilişkin resmi belgenin ilgili mahkemeden temin edilerek dava dosyasına eklenmesi gerekir. Bununla birlikte vasiyetnamenin açıldığı, gerekli tebliğ işlemlerin kanunda belirtilen şekilde (TMK m.596 ve devamı) yapıldığı, herhangi bir itiraz olmadığı veya itirazların sonuçsuz kaldığı tespit edilir.
Daha sonrasında vasiyetnamenin iptali veya tenkis davaları için 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçip geçmediği (hak düşürücü süre vasiyetnamenin usulüne uygun açılıp okuma kararının kesinleşmesiyle başlar), bu davaların açılıp açılmadığı, açıldıysa sonucunun ne olduğuna dair araştırma yapılır. Eğer vasiyetnamenin iptali veya tenkis davası açılmış ve sonuçlanmamışsa bekletici mesele yapılır. Bir sonraki aşama olarak vasiyetin tenfizi davası için 10 yıllık zamanaşımı süresi içerinde açılıp açılmadığı incelenir. Tüm bu gerekli incelemelerin yapılmasından sonra mahkeme karar kurarak vasiyetin tenfizine karar verir.
IV. Vasiyetnamenin Tenfizi Davasını Kimler Açabilir?
Vasiyetin tenfizi davasını, vasiyetnameden doğrudan hak elde eden kişiler (vasiyet alacaklısı) açabilir. Yani murisin vasiyetname ile belirli bir mal bıraktığı veya lehine bir tasarruf yaptığı kişiler, haklarını elde etmek amacıyla bu davayı açmaya yetkilidir. Örneğin, vasiyetnamede murisin bir taşınmazını bir kişiye bırakmış olması halinde yasal mirasçılar bu malı kendiliğinden devretmezse lehine tasarruf yapılan kişi vasiyetin tenfizi davası açarak bu hakkı talep edebilir. Ayrıca vasiyet alacaklısı, muristen sonra ölmesi halinde vasiyet alacaklısının mirasçıları tarafından da dava açılabilir. Vasiyeti yerine getirme görevlisi ise vasiyetnameden hak elde eden kişi olmadığı için vasiyetnamenin tenfizini isteyemez.
V. Vasiyetnamenin Tenfizi Davası Kimlere Karşı Açılabilir?
Vasiyetin tenfizi davası, kural olarak murisin yasal veya atanmış mirasçılarına karşı açılır. Çünkü vasiyetname hükümlerine aykırı şekilde tereke üzerinde tasarruf eden veya murisin bıraktığı malı teslim etmeyen taraf genellikle mirasçılardır. Sonuç olarak; lehine vasiyet yapılan kişiye bırakılan mal mirasçıların uhdesindeyse dava bu mirasçılara, vasiyeti yerine getirme görevlisi (tenfiz memuru) atanmış ise bu görevliye, vasiyet konusu mal üçüncü kişilere devredilmişse bu durumda üçüncü kişilere de yöneltilir. Ancak üçüncü kişilere yöneltilmesi durumunda üçüncü kişilerin iyiniyetli olup olmaması davanın sonucunu etkiler. Eğer tereke üzerinde tasarruf eden birden fazla mirasçı varsa davanın hepsine karşı yöneltilmesi gerekmektedir.
VI. Vasiyetnamenin Tenfizi Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Vasiyetnamenin açılması işlemleri her ne kadar sulh hukuk mahkemesi görevli olsa da, vasiyetin tenfizi davası bakımından görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Yetki bakımından ise murisin son yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
VII. YARGITAY KARARLARI
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 15.04.2025 tarihli 2024/2821 E. 2025/2026 K. Sayılı Kararında;
“Dosya içeriğinden; miras bırakan … ……..’ın, Beyoğlu 19. Noterliğinin 11.11.2002 tarihli ve 13952 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde vasiyetnamesi ile Türkiye hudutları dışında olan malvarlığının tamamı ile Türkiye hudutları dâhilinde olan malvarlığının 1/5’ini birleştirilen davada davacı …’na vasiyet ederek, davacıyı mirasçı olarak atadığı ve vasiyeti yerine getirme görevlisi olarak tayin ettiği anlaşılmaktadır. Söz konusu vasiyetname ile mirasçı olarak atanan davacı …’nin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 599/3 hükmü gereğince, mirası, miras bırakanın ölümü ile kazanmış olduğundan vasiyetnamenin tenfizine ilişkin mahkeme hükmüne ihtiyacı yoktur. Atanmış mirasçıya, buna ilişkin mirasçılık belgesi verilmesi (TMK. M.598/2) yeterli olup bu nitelikteki belge ile ayni hakların bu kişi adına tapuda (resmî senet düzenlenmeksizin tescili) mümkündür (Tapu Sicili Tüzüğü m. 20/1-a). Diğer taraftan; vasiyeti yerine getirme görevlisi sulh hukuk hâkiminden alacağı yetki ile vasiyetnamenin tenfizine yönelik işlemlerde bulunabilir. Bu durumda; birleştirilen davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, değinilen hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.”
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 09.04.2025 tarihli 2024/3870 E. 2025/1814 K. Sayılı kararında;
“…vasiyetnamenin tenfizi davasının görülebilmesi için, vasiyetnamenin açılıp okunmasından sonra itiraza uğramaması veya itiraz edilmiş ise buna ilişkin vasiyetnamenin iptali veya tenkisine yönelik davaların kesinleşmesi, başka bir deyişle tenfiz kararı verilebilmesi için kesinleşmiş vasiyetnamenin bulunması gerektiği, davacı Vakıf tarafından vasiyetnamenin kesinleşmesi beklenmeden iş bu davanın açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.”
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 07.04.2025 tarihli 2024/3616 E. 2025/1771 K. Sayılı Kararında;
“…İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde dahili davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin kararı ile; “…tüm dosya kapsamından, vasiyetnamenin açılıp okunduğunun tespitine karar verilip verilen kararın kesinleştiğine, her ne kadar vasiyetnamenin okunması davasında son mirasçı olarak Hazine taraf gösterilmemiş ise de eldeki davada vasiyetnameden haberdar olunduğuna, dahili davalı … tarafından vasiyetnamenin iptaline ilişkin dava açıldığı/ açılacağı da bildirilmediğine, vasiyetnamenin muayyen mal vasiyetnamesi olup tenfiz davası ile infazının mümkün bulunduğu anlaşıldığına göre, yerel mahkemece ilgili şekilde davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır…” gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlık, vasiyetnamenin tenfizi istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun … maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup dahili davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.”
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 07.11.2024 tarihli 2024/4073 E. 2024/4997 K. Sayılı kararında;
“…Vasiyet alacaklısı, miras bırakanın külli halefi olmayıp, cüz’i halefi olduğu için vasiyet olunan mal üzerinde doğrudan murisin ölümü ile birlikte hak kazanması mümkün değildir. Vasiyet alacaklısı, kendisine vasiyet edilen şey üzerindeki mülkiyet hakkını ancak bu malın vasiyetin yerine getirilmesi (tenfizi) yoluyla kendisi adına tescili sonucunda kazanır. Nitekim, gerek murisin ölüm tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 743 sayılı Medeni Kanun’un gerek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun TMK’nın ilgili hükümlerinde, vasiyet alacaklısının kendisine vasiyet edilen şey üzerindeki mülkiyet hakkını kazanabilmesi için açabileceği dava hakkına ilişkin zamanaşımı süreleri, murisin ölüm tarihi esas alınmak sureti ile değil, vasiyet alacaklısının ölüme bağlı kazandırmayı öğrenmesinden veya vasiyet borcu daha sonra muaccel olacaksa muaccel olma tarihinden itibaren geçerli olmak üzere düzenlenmiştir.”
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 24.03.2014 tarihli 2013/20110 E. 2014/4533 K. Sayılı Kararında;
“…Vasiyetçi henüz kat mülkiyeti kurulmamış olan 458 ada, 14 parseldeki bahçeli ev vasfındaki gayrimenkul üzerinde 2 katlı evin, ikinci katını eşi davacıya vasiyet etmiştir.
TMK.’nun 600. maddesi uyarınca muayyen mal vasiyeti ile vasiyet alacaklısı kişisel bir istem hakkına sahip olur. Vasiyet alacaklısı yükümlülüğünü yerine getirmeyen vasiyet yükümlüsüne karşı vasiyet edilen malın teslimini veya hakkın devrini; vasiyet konusu bir davranış ise bunun yerine getirilmemesinden doğan zararın giderilmesini dava edebilir. Vasiyetnamenin tenfizi talebi halinde hakim murisin iradesini ayakta tutacak bir yol izlemeli, azami biçimde murisin iradesini yerine getirmeli, vasiyetin tenfizine imkân sağlamalıdır. Vasiyetnamenin yorumunda murisin iradesini ayakta tutacak bir yol izlenmelidir (YHGK. 7.6.1966 tarih 738 – 309 sayılı ve 2.HD 10.05.2001 tarih 5921 – 7312 sayılı kararları).Vasiyet Kat Mülkiyeti Yasası hükümlerine göre belirli ve muayyen bir şeyi ifade etmemekte, dolayısıyla şimdilik infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. İnfaz imkanının doğması 634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasasının 12, 14 ve 50. maddeleri hükümleri gereği kat irtifakı veya mülkiyetinin kurulmasına bağlıdır. Söz konusu taşınmaz mal üzerinde henüz kat mülkiyetinin kurulmamış olması; Borçlar Kanununun 117/1. maddesinde yer alan ve borcun sübutuna yol açan objektif imkansızlık olarak nitelendirilemez. O halde mahkemece, vasiyetname ile davaya konu taşınmazın orta katının davacıya bırakıldığının tesbiti ile yetinmek gerekirken tahsise ilişkin karar verilmesi doğru değil”
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 04.06.2012 tarihli 2012/10030 E. 2012/14072 K. Sayılı kararında;
“…Vasiyeti yerine getirme davasının açılabilmesi için bir vasiyet alacaklısının bulunması gerekir. (Ö.Uğur Gençcan-Medeni Hukuk-Ankara 2011.sh.1011.) Mirasbırakan, ölüme bağlı tasarrufla bir kimseye onu mirasçı atamaksızın belirli bir mal bırakma yoluyla kazandırmada bulunmuş ise, vasiyet alacaklısının vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona; yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı kişisel bir istem hakkına sahip olduğundan, vasiyetnamenin tenfizi davası açmak zorundadır. Atanmış mirasçının tenfiz davası açmasına gerek yoktur. Atanmış mirasçılar mirası tıpkı yasal mirasçılar gibi mirasbırakanın ölümü ile kazanırlar. Atanmış mirasçılar vasiyetnamenin tenfizi davası açmak zorunda değildir. Atanmış mirasçılar sulh hukuk mahkemesinden almış oldukları mirasçılık belgesi (TMK 598 f.II.) ile vasiyetname konusu taşınmazın adlarına tescilini talep edebileceklerdir. Vasiyetname ayakta kalmışsa vasiyet alacaklısı, vasiyeti yerine getirme görevlisi atanmış ise ona karşı kişisel bir istem hakkına sahip olur. Vasiyetnamenin tenfizi davası vasiyet alacaklısı tarafından açılabilir. (a.g.e.sh.1062-1064.) Vasiyetnamenin tenfizi davası, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona, yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı açılır. Vasiyetnamenin tenfizi davası hasımsız olarak açılamaz. Vasiyetnamenin tenfizi davası pasif husumet ehliyeti olmayana karşı açılamaz.”
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 07.10.2024 tarihli 2023/4807 E. 2024/4322 K. Sayılı kararında;
“…Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalıların, muris ……’ın yasal mirasçıları olduğunu, murisin 11/04/2005 tarih ve 3533 yevmiye numaralı vasiyetname tanzim ettiğini, murisin vefatı üzerine Çubuk Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/335 Esas ve 2013/506 Karar sayılı ilamı ile vasiyetnamenin açılmasına karar verildiğini, kararın müvekkiline 22/02/2019 tarihinde tebliğ edildiğini, kararın henüz kesinleşmediğini, vasiyetnamenin tenfizi için Mahkemenizde 2019/213 Esas sayılı dosya ile vasiyetnamenin tenfizi davası açıldığını, vasiyetnamenin tenfizi için vasiyetnamenin usulüne uygun açılması ve kararın kesinleşmesi gerektiğini, kararın kesinleşmediğini, vasiyetnamenin kanunun aradığı şartları taşımadığını, murisin okuma yazma bilmediğini, davaya konu vasiyetnamenin TMK’nın aradığı şekle aykırı olarak yapıldığını, mirasbırakanın beyanını tanıkların kendi önünde yapıldığına dair bir beyanlarının olmadığını, bu beyanın yokluğunun vasiyetnameyi geçersiz kıldığını, bu sebeplerle vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir…
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile \”taraflar arasındaki vasiyetnamenin açılmasına ilişkin Çubuk Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/335 Esas, 2013/506 Karar sayılı dava dosyasında davacının da hazır bulunduğu birinci celsede vasiyetnamenin açılarak okunduğu, davacının vasiyetnameye karşı beyanda bulunmak üzere süre talep ettiği, aynı davanın ikinci celsesinde vasiyetnamenin iptal edilmesini talep ederek bu yöndeki iradesini ortaya koyduğu bu durumda davacının hak sahibi olduğunu ve iptal sebebini öğrendiği, bu yönde iradesini açıkladığı çok net olup kanun gereği öğrenme tarihine göre dava tarihi itibariyle yasal 1 yıllık sürenin aşılmış olduğunun anlaşıldığı\” gerekçesiyle davanın hakdüşürücü süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir…”
Bu makalede yer alan bilgiler genel bilgilendirme amaçlı olup, hukuki danışmanlık teşkil etmemektedir. Miras hukukundan doğan haklarınızın kaybolmaması, davanın usulden reddedilmemesi ve sürecin doğru yönetilmesi adına alanında uzman bir avukat desteğinden faydalanmanız önemle tavsiye olunur.
