Tehdit Suçu ve Cezası

Tehdit Suçu ve Cezası (TCK m.106)

Toplum düzeninin korunması, bireylerin güvenlik içinde yaşaması için ceza hukukunun önleyici ve cezalandırıcı rolü oldukça önemlidir. Bu bağlamda, bireylerin huzur ve güvenliğini tehdit eden eylemler de Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında suç olarak düzenlenmiştir. Bu suçlardan biri de “tehdit suçu”dur. Tehdit suçu, bir kişinin başka bir kişiyi, kendisine veya bir yakınına karşı haksız bir zarara uğratacağı yönünde korkutması, başkasının huzurunu bozması ve onu endişeye sevk etmesi anlamına gelir. Ancak her korkutma ya da endişeye sevk eden söz tehdit sayılmaz. Tehdit suçunun oluşabilmesi için belli unsurların gerçekleşmiş olması gerekir.

Tehdit Suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanunundaki madde şu şekildedir;

“(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

(2) Tehdidin;

a) Silahla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur

(3) Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir.”

TEHDİT SUÇUNUN UNSURLARI

1-) SUÇUN FAİLİ:

Tehdit suçunun faili herkes olabilir. Bu suç özgü bir suç değildir, yani failin belirli bir sıfat taşıması gerekmez. Herkes, başkasına yönelik ciddi bir zarar tehdidinde bulunabilir ve bu durumda fail sıfatını kazanır. Bu suçun faili gerçek kişiler olabilirken tüzel kişiler cezaların şahsiliği ilkesi gereğince bu suçun faili olamazlar.

2-) SUÇUN MAĞDURU:

Suçun mağduru da herkes olabilir. Gerçek kişilere yönelen tehditler bu kapsamda değerlendirilir. Tehdit konusu fiilin mutlaka mağdurun kendisine yöneltilmiş olması gerekmez. Madde metninden de anlaşılacağı üzere kişinin kendisine veya yakınına tehdit yöneltilmiş olabilir. Kişinin yakınını kapsayan sadece kişinin akrabaları değil, kişinin arkadaşları ve dostları da yakını kapsamına dahil edilmektedir. Tüzel kişilere karşı doğrudan tehdit suçu işlenemez, ancak bir tüzel kişinin temsilcisi tehdit edilirse, bu dolaylı olarak mağduriyet yaratabilir. Bununla birlikte mağdurun belirlenebilir olması gerekmektedir. Eğer mağdur belirlenemezse tehdit suçu değil, TCK m.213’de yer alan halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit suçu meydana gelir.

3-) FİİL:

Tehdit suçunun oluşabilmesi için failin mağdura ya da yakınına yönelik olarak yaşamına, beden dokunulmazlığına, cinsel dokunulmazlığına, malvarlığına karşı saldırı gerçekleştireceği yönünde ciddi bir beyan kullanması gerekir. Tehdidin sözle, yazıyla, hareketle ya da başka bir iletişim aracıyla yapılması mümkündür. Önemli olan beyanın mağdur nezdinde ciddi bir endişe ve korku yaratabilecek nitelikte olmasıdır. Tehdidin ciddi olması, sözlerin şaka veya boş bir söylemden ibaret olmadığını göstermelidir. Yargıtay İçtihatlarında, tehdit içeren ifadelerin muhatap üzerinde ciddi bir endişe yaratabilecek düzeyde olması gerektiği vurgulanmaktadır. Kanun koyucu kişinin malvarlığına yönelik büyük bir zarar uğratacağına veya sair kötülük edeceğinden bahisle tehdit eyleminde herhangi bir sınırlama yapmamış, zararın büyük olmasını esas almıştır. Bu hususta mağdurun geliri, gideri, sosyal yaşantısı, ekonomik durumu bir bütün olarak değerlendirilerek malvarlığına yönelik olarak verileceği iddia edilen zararın büyüklüğü belirlenerek tehdit suçunun oluşup oluşmadığı belirlenir.

Tehdit suçu, gıyapta (kişinin yokluğunda) işlenebilir. Ancak suçun işlenmiş olduğunun kabul edilebilmesi için mağdurun tehditten haberdar olması gerekmektedir.

4-) KAST:

Tehdit suçu kastla işlenebilmektedir. Failin, mağdurda korku yaratmak amacıyla bilerek ve isteyerek tehdidi yöneltmiş olması gerekir. Bu suçun oluşmasında failin hangi saikle hareket ettiğinin bir önemi bulunmamaktadır. Bu sebeple tehdidin mağdur üzerinde etkili olması şart değildir. Tehdit suçunun yasal tanımında yer alan unsurlarının bilerek ve istenerek işlenmesi halinde kast unsurunun oluştuğu varsayılır. Taksirle işlenmesi mümkün değildir.

TEHDİT SUÇUNUN NİTELİKLİ HALLERİ

TCK m.106/2 hükmünde tehdit suçunun nitelikli halleri düzenlenmiştir. Bu hükme göre tehdit suçu silahla, birden fazla kişiyle birlikte, var olan veya var sayılan suç örgütlerinin sağladığı korkutucu güçten yararlanılarak, kendini tanınmayacak hale sokarak ve imzasız mektupla, özel sembollerle işlenirse cezanın arttırılması öngörülmüştür.

1-) Silahla İşlenmesi: (TCK m.106/2-a)

Silah; ateşli veya kesici-delici araçlar başta olmak üzere saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli her türlü nesneyi kapsar. Failin elinde silahın fiilen bulunması veya mağdura bu şekilde görünmesi yeterlidir. Başka bir değişle söz konusu silahın mağdurun vücuduna temas ettirilmesi veya mağdura doğrultulması gerekli olmayıp mağdurun silahı görmüş olması bu nitelikli halin oluşması için yeterlidir.

2-) Kendini Tanınmayacak Hale Sokarak İşlenmesi (TCK m.106/2-b)

Tehdit suçunun, failin kimliğini gizlemek amacıyla yüzünü kapatması, kılık kıyafet değiştirmesi veya başkasıymış gibi davranarak tehditte bulunması, suçun manevi boyutunu artıran, mağdur üzerinde daha fazla korku ve endişe yaratan bir durumdur. Failin kimliğini saklaması, suçun planlı şekilde işlendiğini göstermekte olup tehdit suçunun nitelikli halini oluşturmaktadır. İnternet ve sosyal medyadaki sahte hesaplar üzerinden yapılan tehditlerde kendini tanınmayacak hale sokma nitelikli hali kapsamında değerlendirilmektedir.

3-) İmzasız Mektupla, Özel Sembollerle İşlenmesi (TCK m.106/2-b)

Failin, mağdura yönelik tehdidini yazılı bir not, imzasız mektup, işaret, sembol veya ortak kültürel anlam taşıyan görsellerle gerçekleştirmesi, dolaylı ve örtülü bir tehdit yöntemidir. Ayrıca failin kimliğini gizlemesi ya da tehdidi simgesel yollarla iletmesi, suça bilinçli hazırlık yaptığını ve planlı hareket ettiğini göstermektedir. Kim tarafından gönderildiği anlaşılamayan e-mail ve fakslar da imzasız mektup olarak değerlendirilerek bu nitelikli hal kapsamına girmektedir.

4-) Birden Fazla Kişiyle Birlikte İşlenmesi (TCK m.106/2-c)

Burada failin tehdidi gerçekleştirirken yanında en az bir başka kişi bulunması gerekir. Bu kişiler arasında müşterek fail, azmettiren veya yardım eden olabilir. Bu durumda tehdit suçunun nitelikli hali oluşarak ceza arttırılır.

5-) Suç ve Terör Örgütlerini Kullanarak İşlenmesi (TCK m.106/2-d)

Fail, gerçekten var olan veya var olduğu iddia edilen bir suç örgütünün oluşturduğu korku ortamından yararlanarak tehdidi gerçekleştirirse bu nitelikli hâl oluşur. Suç örgütünün üyesi olma şartı aranmaz.

TEHDİT SUÇUNDA ŞİKAYET, İHBAR VE ŞİKAYETTEN VAZGEÇME

Tehdit suçunun bazı halleri şikayete bağlıdır. Tehdit suçu malvarlığına zarar verme veya başka bir kötülük yapma şeklinde işlenmesi halinde soruşturma yapılabilmesi için mağdurun şikayeti gerekmektedir. Bu durumda mağdur, suçu ve faili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikayette bulunmalıdır. Bu süre içerisinde şikayet edilmezse savcılık tarafından soruşturma başlatılamaz. Şikayete tabi tehdit suçlarında mağdur soruşturma veya kovuşturma aşamasında şikayetinden vazgeçebilir. Şikayetten vazgeçme tek taraflı ve kesin olup geri alınamaz.

Tehdit ağır nitelikteyse yani kişinin hayatına, vücut bütünlüğüne veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı tehdidi varsa bu durumda suç re’sen soruşturulur. Yani mağdur şikayetçi olmasa bile savcılık harekete geçerek soruşturma başlatır. Re’sen soruşturulan bir türden tehdit suçu varsa şikayete tabi olmadığından şikayetten vazgeçme de söz konusu değildir.

Tehdit suçuna tanık olan üçüncü kişiler, durumu yetkili makamlara bildirerek ihbarda bulunabilir. İhbar, suçun öğrenilmesini sağlar ancak şikâyet koşulu varsa mağdurun ayrıca şikâyette bulunması gerekir. Re’sen soruşturulan hallerde ise ihbar üzerine doğrudan işlem yapılabilir.

TEHDİT SUÇUNDA ZAMANAŞIMI VE UZLAŞTIRMA

Tehdit suçunun şikayete tabi olmayan halleri açısından dava zamanaşımı, TCK m.66 hükmü uyarınca 8 yıldır. Ancak tehdit suçunun malvarlığına zarar verme veya başka bir kötülük yapma şeklinde işlenmesi halinde 6 aylık şikayet süresi içerisinde şikayette bulunulması gerekmektedir.

Uzlaştırma, ceza muhakemesi sisteminde taraflar arasında sulh yoluyla anlaşmayı teşvik eden alternatif bir çözümdür. Tehdit suçlarında uzlaştırma uygulaması, suçun türüne göre değişmektedir. Tehdit suçunun temel hali uzlaştırmaya tabidir. Mağdur ile fail, uzlaştırma bürosu aracılığıyla anlaşmaya varabilir. Uzlaşma sağlanırsa dava açılmaz veya açılmışsa da düşme kararı verilir. Tehdit suçunun nitelikli halleri ise uzlaştırmaya tabi değildir. Bu durumda uzlaştırma seçeneği olmaksızın yargılama süreci devam eder.

TEHDİT SUÇUNDA TEŞEBBÜS

Tehdit suçu, tamamlanmasıyla gerçekleşen ve genellikle ani suçlardandır. Yani, failin tehdit içeren söz veya davranışı mağdura ulaştığı anda suç tamamlanmış olur. Bu nedenle, çoğu zaman tehdit suçunda teşebbüs hükümleri uygulanamaz, çünkü suç tek bir hareketle tamamlanır. Ancak bazı istisnai durumlarda, tehdit suçu teşebbüs aşamasında kalabilir. Örneğin; fail, mağdura tehdit içeren bir mektup gönderir ancak mektup postada kaybolur ve mağdura ulaşmaz. Bu tür durumlarda, tehdit suçu teşebbüs aşamasında kalmış kabul edilir ve fail, teşebbüs hükümlerine göre cezalandırılır. TCK m.35 gereğince, cezada indirime gidilir.

TEHDİT SUÇUNDA ETKİN PİŞMANLIK

Etkin pişmanlık, failin suçtan sonra pişmanlık duyarak mağdurun zararını telafi etmesi ya da suça ilişkin önemli bilgiler vererek adaletin sağlanmasına katkı sunması durumunda ceza indirimi veya cezadan tamamen kurtulmasını sağlayan bir ceza hukuku kurumudur. Etkin pişmanlığın uygulanabilmesi için suç tipinin kanunda yer alan düzenlemesinde etkin pişmanlık hükümleri yer alması gerekmektedir.

Tehdit suçu için özel olarak etkin pişmanlık düzenlemesi bulunmamaktadır. Yani, Türk Ceza Kanunu’nda tehdit suçuna özgü bir etkin pişmanlık maddesi yer almaz. Bu nedenle, failin sonradan pişman olması veya mağdurla uzlaşması, doğrudan etkin pişmanlık hükümleri kapsamında değerlendirilmez.

TEHDİT SUÇUNDA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME

Tehdit suçlarında görevli mahkeme asliye ceza mahkemeleridir. Yetkili mahkeme CMK m.12’ye göre suçun işlendiği yer mahkemesidir. Suç birden fazla yerde işlendiği durumda bu yerlerden herhangi birindeki mahkeme yetkilidir. Bununla birlikte tehdit suçunda failin mağdura tehditte bulunduğu yer, tehdit içeren mesajın gönderildiği veya ulaştığı yer suç yeri olarak kabul edilerek o yer mahkemeleri de yetkili olur.

YARGITAY KARARLARI

Yargıtay 15. Ceza Dairesi 07.02.2019 tarihli 2017/3765 E. 2019/493 K. Sayılı kararında;

“Sanığın, katılan ile birlikte ortağı olduğu şirketin parasal konularına ilişkin olarak aralarında çıkan tartışma sonucu, şirket işlerinde kullanılmak üzere kendisine teslim edilen aracı alarak işyerinden aldığı, telefonla arayıp aracı getirmesini isteyen katılana “Bu araçları yakarım, ne sana yar olur ne bana.” diyerek tehdit içerikli sözler söyleyerek suça konu aracı uhdesinde tuttuğu, daha sonra söz konusu aracı deposu dolu vaziyette iade ettiği, bu suretle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve sair tehdit suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda; sanık savunması, katılan ve tanık beyanları, teslim tutanağı ile oluşa ve tüm dosya kapsamına göre, devir olgusunu inkar etmeyen sanığın üzerine atılı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesine dayanan sanığın beraatine ilişkin mahkemenin kabulünde ve sanık hakkında katılana ve temyiz dışı Erkan’a karşı eylemi nedeniyle sair tehdit suçundan zincirleme suç hükümleri uygulanarak hüküm kurulmuş olması karşısında, sanığın katılana karşı aynı suçu işleme kararının icrası kapsamında hareket ettiği gözetilerek, tek bir tehdit suçunun zincirleme şekilde işlenmesi karşısında eylemin ikiye bölünerek sair tehdit suçundan ikinci kez verilen ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin hüküm sonuca etkili olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.”

Yargıtay 18. Ceza Dairesi 25.06.2019 tarihli 2017/6260 E. 2019/11140 K. Sayılı kararında;

“ Suç tarihinde uzlaşma kapsamında olmayan TCK’nın 106/1-1. maddesinde düzenlenen tehdit suçu ile uzlaşma kapsamında olan hakaret suçlarının birlikte işlenmesi nedeniyle CMK’nın 253/3. maddesi uyarınca uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağı, ancak sanığın TCK’nın 106/1-1. cümlede düzenlenen tehdit suçu yerine uzlaşmaya tabi olan aynı Kanunun 106/1-2. cümlesinde düzenlenen basit tehdit suçundan cezalandırılması karşısında, TCK’nın 125/1. maddesinde düzenlenen hakaret suçu ile 106/1-2. cümlesinde düzenlenen basit tehdit suçundan uzlaşma hükümlerinin uygulanma zorunluluğunun meydana geldiği anlaşılmakla, CMK’nın 253 ve devamı maddeleri uyarınca uzlaştırma hükümlerinin uygulanması ve sonucuna göre sanığın hukuksal durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

2- Sanığın daha önce babasını bıçakla yaraladığı katılana hitaben söylediği “seni halledeceğim, gününü göstereceğim, buralarda dolaşamazsın, dolaşırsan babanın başına gelenleri hatırla” şeklindeki sözlerin, TCK’nın 106/1-1.cümlesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,”

Yargıtay 4.Ceza Dairesi 22.02.2016 tarihli 2015/26672 E. 2016/3108 K. Sayılı kararında;

“Tehdit suçu, Türk Ceza Kanunu’nun “Kişilere karşı suçlar” başlıklı ikinci kısmının 7. bölümünde, “Hürriyete karşı suçlar” arasında düzenlenmiştir. Bu suçla kişinin huzur, sükun ve güvenlik duygusu içinde yaşaması, bağımsız ve iradi karar alabilme ve bu karar doğrultusunda hareket edebilme hürriyeti korunmak istenmiştir.

Maddedeki düzenlemeye göre suçun temel işleniş şeklî; mağdurun kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit etmektir.

Suçun daha az cezayı gerektiren ve takibi şikayete bağlı olan şeklînde ise, mağdur malvarlığı itibariyle büyük bir zarara uğratılacağından ya da sair bir kötülüğe maruz bırakılacağından bahisle tehdit edilmektedir. Tehdit suçunun temel şeklî ile ikinci fıkradaki nitelikli halleri re’sen takip edilen suçlardandır. TCK’nın 106/1-2. cümlesinde düzenlenen sair tehdit suçu ise soruşturması ve kovuşturması şikayete bağlı suçtur.

İnceleme konusu somut olayda;… Cumhuriyet Başsavcılığının 11.12.2014 tarihli iddianamesiyle sanık …’in, … isimli sosyal paylaşım sitesi aracılığıyla mağdura gönderdiği mesajlarda, “Lan piç, lan o.. dölü, onu üzmeyin delerim sizi özellikle seni, delikanlıysan buluşarak görüşelim piç, ama olsun bulacam hadi o… dölü varmı yüreğin, o… çocuğu korkundan kaçıyon, bak neler edeceğim piç seni” şeklindeki sözlerle hakaret ve tehdit ettiği iddiasıyla TCK’nın 106/1. cümlesi uyarınca dava açıldığı, mahkemece, dosya içerisinde yer alan ve yukarıda yer verilen facebook mesajına ilişkin belgeler hükme esas alınmasına karşın, yalnızca sanığın söylediği “bak neler edeceğim” sözü esas alınmak suretiyle, sair tehdit suçundan hüküm kurulduğu görülmektedir. Ancak, mahkemece hükme esas alınan ve iddianamede yer verilen facebook mesajındaki sözler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın eyleminin sair tehdit suçunu değil, vücut dokunulmazlığını ihlale yönelik tehdit suçunu oluşturduğu ve takibinin şikayete bağlı olmadığı anlaşıldığından, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir.”

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 26.11.2019 tarihli 2015/21937 E. 2019/18145 K. Sayılı kararında;

“Tehdit suçundan kurulan hükmün temyizine gelince;

a-Sanığın, katılan …’a söylediği iddia ve kabul edilen “bu işi uzatma yoksa senin için kötü olur, aşireti çağırmak zorunda kalacağım” şeklindeki sözlerin TCK’ nın 106/1-2. cümlesinde düzenlenen sair tehdit suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılmadan, yetersiz gerekçeyle sanık hakkında aynı Yasanın 106/1-1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçundan hüküm kurulması,
b-Bozmaya uyularak yapılan incelemede sanığın eyleminin TCK’nın 106/1-2. cümlesinde düzenlen sair tehdit suçunu oluşturduğunun kabulü halinde ise;TCK’nın 106/1-2. cümlesinde düzenlene sair tehdit suçunun 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik yapılmasından önceki haline göre de uzlaşma kapsamında olmasına rağmen, sanık hakkında TCK’nın 106/1-1 cümlesinde düzenlenen tehdit suçundan dava açıldığı ve bu suçun söz konusu değişiklikten sonra uzlaşmaya tabi olduğu anlaşılmakla; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,”

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 20.11.2021 tarihli 2019/7802 E. 2021/28072 K. Sayılı kararında;

“Tehdit suçunun nitelikli hali olan silahla tehdidin kabulü için, silahın, tehdit suçunda bizzat mağdura yönelik olarak görüp hissedilebileceği ve mağdurun üzerindeki etkisini artıracak biçimde teşhiri veya kullanılmasının gerekmesi, aşamalarda sanığın, mağdurun ve tanıkların beyanlarında, tabancanın kuru sıkı olduğunu olay öncesinde bildiklerini söylemeleri karşısında, mağdurun eyleme konu silahın kuru sıkı olduğunu bildiği, silahın korkutucu özelliğinin ortadan kalktığı ve silahlı tehdit suçunun koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla,

Yargılamaya konu somut olayda, sanığın, kuru sıkı tabancayı mağdura yönelterek iddianamede belirtilen sözleri söylediğinin kabul edilmesi karşısında, sanığın eyleminin TCK’nın 106/1. maddesinin 1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin, sanığın silahla tehdit suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,”

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 04.11.2021 tarihli 2019/3747 E. 2021/26339 K. Sayılı kararında;

“Tehdit suçunun nitelikli hali olan silahla tehdidin kabulü için, silahın tehdit suçunda bizzat mağdura yönelik olarak gösterilip mağdurun üzerindeki etkisini artıracak biçimde teşhiri veya kullanılması gerekir ya da mağdurun yokluğunda gerçekleştirilen tehdit eyleminin, silahla tehdit suçunu oluşturabilmesi bakımından, silahın, mağdurun evi, arabası gibi daimi kullanımında olan eşyalarında hasar, iz, emare gibi belirtiler oluşturacak ve bu suretle tehdidin mağdurun üzerinde meydana getirdiği korkunun etkisini artıracak tarzda kullanılması icap eder. Bu itibarla, mağdurun yokluğunda silah teşhir edilmiş olması, suçun nitelikli halinin oluşumu için yeterli sayılamayacaktır.

Yargılamaya konu somut olayda, sanığın arabasından çıkardığı av tüfeğini tanık …’ye göstererek katılanın yokluğunda, tanık tarafından iletilmesi kastı ile tehdit ettiği eyleminin TCK’nın 106/1. maddesinin 1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunu oluşturacağı düşünülmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek, yazılı biçimde silahla tehdit suçundan hüküm kurulması,”

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 16.01.2023 tarihli 2020/29650 E. 2023/221 K. Sayılı kararında;

“taraflar arasında çıkan tartışmada sanık …’ın elinde bulunan bıçağı mağdur …’a doğru göstererek, sanık …’ın da elinde bulunan ve 5237 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi uyarınca silahtan sayılan değneği mağdur …’a doğru göstererek birbirlerini tehdit ettiklerinin iddia edildiği, sanıkların eylemlerinin kanıtlanması halinde 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen silahla tehdit suçunu oluşturacağı ve şikayete tabi olmadığı gözetilmeden, şikayet yokluğu sebebiyle düşme kararı verilmesi, hukuka aykırı görülmüştür.”

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 20.04.2022 tarihli 2019/8629 E. 2022/6317 K. Sayılı kararında;

“Oluşa ve dosya içeriğine göre; olay tarihinde araç ile seyreden sanıkların, yolda mağdur … ile sanıklardan …’in kuzeni olan mağdur …’ü birlikte görünce yanlarına giderek, birlikte ne yaptıklarını sordukları, o saatte beraber olmalarına kızarak mağdurları darp ettikleri, …’e motor kaskı ile vurdukları, akabinde …’ü zorla araca bindirerek eve götürdükleri, araçta sanık …’in ayrıca …’ü “bu arkadaşının boğazına kadar emanet sokacağım, seni bir daha bunun yanında görürsem öldüreceğim, görürsün bak, dükkanı bile yakarım” şeklinde tehdit ettiği olayda,
Gıyapta tehdit suçunun oluşabilmesi için tehdit oluşturan sözlerin ya mağdura karşı söylenmesi ya da iletme kastı taşıyan fail tarafından mağdura iletmesi muhtemel bir kişiye karşı söylenmesi gerektiği, yargılama konusu olayda sanığın, mağdur …’in gıyabında anılan sözleri söylemesi karşısında; bu sözlerin muhataba iletme kastı ile söylenip söylenmediği tartışılmadan, yetersiz gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi,”

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 02.05.2016 tarihli 2014/2330 E. 2016/8736 K. Sayılı kararında;

“sanığın, uzun süredir konuşmadığı ancak akrabaların araya girmesi ile barıştığı kardeşi mağdur …’le başka bir köyde tartıştığı, daha sonra aşırı alkollü olduğu halde yanında tüfekle … ’in evinin önüne gelerek evde olduğu zannıyla “… dışarı çıksın, kendimi de … ’i de vuracağım” dediği, havaya iki el ateş ettiği, kendisine müdahale ederek elindeki tüfeği almaya çalışan babasına da tüfekle vurarak yaraladığı, mağdur …’in bu sırada evde olmadığı, annesi olan tanık Selcan’dan, kardeşi olan sanığın babasını yaraladığını öğrenerek evine geldiği, aynı gün alınan kolluk ifadesinde “avlusunun içinde tüfekle ateş eden kardeşinden şikayetçi olduğunu” söylediği, mahkemece, “sanığın bu tehdit sözlerinin müşteki … ’e iletilmediği ve müştekinin de bu olaydan haberinin olmadığı, olay yerinde de müştekinin bulunmadığı, bu durumda sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı” şeklindeki gerekçelerle beraat kararı verilmiş ise de, sanığın, mağdurun konutunun önünde ateş ettiğinden haberdar olduğu, bu durumda iletme kastının varlığının da kabulü gerektiği, mağdur tehdit içeren sözleri duymamış, ateş edilmeyi görmemiş olsa da gıyabında tehdit suçunun oluştuğu gözetilmeden, yasal olmayan gerekçelerle beraat kararı verilmesi,”

Not: Bu makale bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Detaylı bilgi için hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.

Av. Rıdvan GÜNEY

0553 574 14 80

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir